KKKA virüsü taşıyan hastaya kalp masajı yaparken, virüs bulaşan doktor Tarık Irmak “Hastadan kan sıçramış, fark etmedim” dedi. Irmak, erken müdahale nedeniyle iyileştiğini söyledi ve önerilerde bulundu.
Bir hastasından bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsünü yenen Ankara Numune Hastanesi doktorlarından Tarık Irmak, “Ebola’dan Kırım Kongoya Viral Kanamalı Ateşler” konferansına katıldı. Irmak, Anadolu Ajansı’na KKKA virüsünün nasıl bulaştığını, nasıl bir tedavi gördüklerini ve alınması gereken önlemleri anlattı.
Irmak olayı şöyle anlattı:
“Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği, bu hastalık konusunda oldukça deneyimli bir klinik, gerekli tedbirleri de aldık ama yine de bulaşma oldu. Gözümüzden kaçan bir nokta olmuştur belki... Hastaya müdahale ederken gözlük, eldiven, maske gibi temas izolasyonunu sağlamıştık. Hastaya kalp masajı yaparken bir şekilde bulaştı. Aslında bu ilk müdahale ettiğimiz bir hasta da değildi. Bunun gibi daha önce bir çok hastaya müdahale ettik. 4 yıldır aynı hastaları takip eden bir klinikte çalışıyorum. Bu kanamalı bir hastalık olduğu için, hastaya kalp masajı yaparken kan sıçramış, ben sıçradığını bile fark etmedim. Yan taraftan gelmiş olabilir. Hastadan sıçrayan kan herhangi bir sıyrık, yaralanma varsa virüs hemen bulaşıyor.”
Tarık Irmak, müdahale ettikleri hastadan kanın sıçraması sonucu virüsün kendisine ve diğer 3 arkadaşına bulaştığından hastalık belirtileri başlayınca emin olduklarını dile getirerek, “Hastalık belirtileri başlar başlamaz erkenden tedaviye başladık ve iyileştik. Şu anda hafif bir yorgunluk dışında bir rahatsızlığım yok. Diğer üç arkadaşım da iyi” dedi.
GÜNLÜK KENE KONTROLÜ YAPILMALI
“Halk nasıl önlem almalı?” sorusuna karşılık Irmak, özellikle kırsal alanda çalışan halkın erken müdahale açısından günlük olarak kene kontrolü yapması gerektiğini ifade ederek, şunları söyledi:
“Her kene ısırığı olan hastaneye koşmamalı. Kenenin çıkarılması için bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekmiyor. Kişi kendi evinde, kolonya dökerek ya da cımbızı ısıtarak değil, keneyi kusturmadan, ip ya da cımbız yardımıyla çıkarabilir. Ateş, kırıklık, eklem ağrıları gibi hastalık belirtileri başlar başlamaz sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Önemli olan belirtiler başladığı anda hastaneye gelmektir. Ağrı kesici, antibiyotik ve ateş düşürücülerle geciktirilmemeli.”
Erken teşhisin tedavide başarı sağladığına işaret eden Irmak, tedavi olanların da KKKA virüsüne bağışıklık kazandığını belirtti.
[NTVMSNBC]
Veteriner Sağlık Teknisyenliği Mesleği 100. Yaşında! VESTED 60. Yaşında
kkka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kkka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Haziran 2008
19 Haziran 2008
Uzmanından ‘kene salgını’ uyarıları
Kene ısırması sonucu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının neden olduğu ölümlerdeki artış, “salgın” diye nitelenecek boyuta ulaştı. NTVMSNBC konuyu uzmanlara sordu.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre; kayıtlara geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığından ölüm sayısı 2002-2003 yılında 6 iken, 2007’de 33 oldu, bu yılın ilk 6 ayında ise 25’e yükseldi. Geçmiş yıllarda daha çok Doğu, Güneydoğu’da görülürken, bu yıl Ankara, Çanakkale, İzmir, İstanbul’da da görülmeye başladı. İstanbul İl Sağlık Kurulu üyelerinden Prof. Dr. Ayşen Gargılı hastalık taşıyan kenelerin gelişimini anlattı, bugünkü durumu “kene salgını” olarak niteledi. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’den Doç. Dr. Önder Ergönül ise hastalığın seyrini, bulaşma şartlarını anlattı, erken müdahaleye rağmen ölüm riskinin yüzde 10 olduğunun altını çizdi.
NTVMSNBC’nin sorularını yanıtlayan Prof. Gargılı, bu hastalığın ilk olarak 1944’te Kırım’da, 1956’da da Kongo’da görüldüğünü, bilimadamlarının iki ülkede görülen virüsün aynı olduğunu belirleyip “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı” olarak tanımladıklarını anlattı.
Türkiye’de ise bu konuda 1930’lu yıllarda yapılan araştırmalara rastlandığını belirten Gargılı, 2002 yılından beri yaygın olarak bilindiğini söyledi.
PROF. GARGILI: KIŞ HAFİF GEÇERSE, KENE ARTIYOR
Prof. Gargılı’nın NTVMSNBC’ye bugünkü duruma ilişkin yaptığı değerlendirme şöyle:
“Bugün ülkemizde başlamış ve yaşanmakta olan bir salgın var. Bunu kesinlikle söyleyebiliyoruz. Olay trajik boyutlara ulaştı. Niye salgın olduğunu anlamak için, son 10-15 yılı incelememiz lazım. Birbirini etkileyen pek çok çevresel etken mutlaka vardır. Bir günde ortaya çıkan bir şey değildir. Küresel ısınmanın gerçekten çok büyük etkisi var. Keneler kışı toprağın altında değişik formlarda bekleyerek atlatıyorlar. Kış şartları ılıman geçerse; belli bir popülasyonun belli bir yüzdesini öldürecek kadar soğuk, don gibi olaylar gerçekleşmezse, bir sonraki seneye o kadar fazla kene canlı olarak kalıyor. Kışı atlatan ne kadar çok olursa, o kadar gelişiyorlar.
DEVAMI : NTVMSNBC
Sağlık Bakanlığı verilerine göre; kayıtlara geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığından ölüm sayısı 2002-2003 yılında 6 iken, 2007’de 33 oldu, bu yılın ilk 6 ayında ise 25’e yükseldi. Geçmiş yıllarda daha çok Doğu, Güneydoğu’da görülürken, bu yıl Ankara, Çanakkale, İzmir, İstanbul’da da görülmeye başladı. İstanbul İl Sağlık Kurulu üyelerinden Prof. Dr. Ayşen Gargılı hastalık taşıyan kenelerin gelişimini anlattı, bugünkü durumu “kene salgını” olarak niteledi. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’den Doç. Dr. Önder Ergönül ise hastalığın seyrini, bulaşma şartlarını anlattı, erken müdahaleye rağmen ölüm riskinin yüzde 10 olduğunun altını çizdi.
NTVMSNBC’nin sorularını yanıtlayan Prof. Gargılı, bu hastalığın ilk olarak 1944’te Kırım’da, 1956’da da Kongo’da görüldüğünü, bilimadamlarının iki ülkede görülen virüsün aynı olduğunu belirleyip “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı” olarak tanımladıklarını anlattı.
Türkiye’de ise bu konuda 1930’lu yıllarda yapılan araştırmalara rastlandığını belirten Gargılı, 2002 yılından beri yaygın olarak bilindiğini söyledi.
PROF. GARGILI: KIŞ HAFİF GEÇERSE, KENE ARTIYOR
Prof. Gargılı’nın NTVMSNBC’ye bugünkü duruma ilişkin yaptığı değerlendirme şöyle:
“Bugün ülkemizde başlamış ve yaşanmakta olan bir salgın var. Bunu kesinlikle söyleyebiliyoruz. Olay trajik boyutlara ulaştı. Niye salgın olduğunu anlamak için, son 10-15 yılı incelememiz lazım. Birbirini etkileyen pek çok çevresel etken mutlaka vardır. Bir günde ortaya çıkan bir şey değildir. Küresel ısınmanın gerçekten çok büyük etkisi var. Keneler kışı toprağın altında değişik formlarda bekleyerek atlatıyorlar. Kış şartları ılıman geçerse; belli bir popülasyonun belli bir yüzdesini öldürecek kadar soğuk, don gibi olaylar gerçekleşmezse, bir sonraki seneye o kadar fazla kene canlı olarak kalıyor. Kışı atlatan ne kadar çok olursa, o kadar gelişiyorlar.
DEVAMI : NTVMSNBC
Antalya’da kene ısıran 3 kişinin durumu ciddi!
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı şüphesiyle Antalya’nın Manavgat ilçesinden Akdeniz Üniversitesi Hastanesine sevk edilen 26 yaşındaki G.A’nın hayati tehlikesinin bulunduğu bildirildi. Konya’da ise kenenin ısırdığı 7 aylık bebek hastaneye getirildi.
Manavgat Devlet Hastanesinde çalışan A.G’nin de, G.A. ile temas ettiğini belirterek, AÜ Hastanesi’ne başvurduğu öğrenildi. A.G’nin de yoğun bakıma alındığı ve tetkiklerinin sürdüğü ifade edildi.
AÜ Hastanesi’nden alınan bilgiye göre, Manavgat Devlet Hastanesi’nden dün sevk edilen 26 yaşındaki G.A’ya KKKA teşhisi konuldu. Yoğun bakım servisinde tedavi altında bulunan G.A’nın hayati tehlikesinin bulunduğu bildirildi.
Manavgat Devlet Hastanesinde çalışan A.G’nin de, G.A. ile temas ettiğini belirterek, AÜ Hastanesi’ne başvurduğu öğrenildi. A.G’nin de yoğun bakıma alındığı ve tetkiklerinin sürdüğü ifade edildi.
Bu arada Burdur’un Bucak ilçesinden KKKA şüphesiyle AÜ Hastanesi’ne sevk edilen 39 yaşındaki A.K’nin tedavisinin de yoğun bakım servisinde sürdüğü ve sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu kaydedildi.
[Ntvmsnbc]
Manavgat Devlet Hastanesinde çalışan A.G’nin de, G.A. ile temas ettiğini belirterek, AÜ Hastanesi’ne başvurduğu öğrenildi. A.G’nin de yoğun bakıma alındığı ve tetkiklerinin sürdüğü ifade edildi.
AÜ Hastanesi’nden alınan bilgiye göre, Manavgat Devlet Hastanesi’nden dün sevk edilen 26 yaşındaki G.A’ya KKKA teşhisi konuldu. Yoğun bakım servisinde tedavi altında bulunan G.A’nın hayati tehlikesinin bulunduğu bildirildi.
Manavgat Devlet Hastanesinde çalışan A.G’nin de, G.A. ile temas ettiğini belirterek, AÜ Hastanesi’ne başvurduğu öğrenildi. A.G’nin de yoğun bakıma alındığı ve tetkiklerinin sürdüğü ifade edildi.
Bu arada Burdur’un Bucak ilçesinden KKKA şüphesiyle AÜ Hastanesi’ne sevk edilen 39 yaşındaki A.K’nin tedavisinin de yoğun bakım servisinde sürdüğü ve sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu kaydedildi.
[Ntvmsnbc]
16 Haziran 2008
2 Doktor ve 1 Sağlık Görevlisi Daha KKKA'ya yakalandı!
2 doktor ve 1 sağlık görevlisi personele acil şifalar diliyorum. Umarım meslektaşlarımın (veteriner personel) başına gelmez.. Tekrar acil şifalar.. Özgür KÜÇÜKTEKİN
Diyarbakır Sağlık Müdürü Namık Kemal Kubat, doktor ve sağlık görevlilerinden alınan kan örneklerinin Ankara’ya gönderildiğini ancak, şu anda genel durumlarının iyi olduğunu söyledi.
Ankara’da bir hastadan üç doktor ile bir sağlık görevlisine Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı bulaşmasından sonra Diyarbakır’da da iki doktor ile bir sağlık personeli gözetim altına alındı.
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde KKKA sonucu hayatını kaybeden Bingöl’ün Çukurca Köyü Muhtarı 42 yaşındaki Abdulvahap Bayutmuş’un tedavisini üstlenen iki doktor ve bir sağlık personelinde de hastalık belirtisi görüldü. Diyarbakır Sağlık Müdürü Namık Kemal Kubat, doktor ve sağlık görevlilerinden alınan kan örneklerinin Ankara’ya gönderildiğini ancak, şu anda genel durumlarının iyi olduğunu söyledi. Kubat, halen aynı hastanede Abdulvahap Bayutmuş’un eşi 44 yaşındaki Arife, çocukları 23 yaşındaki Muttalik ile 17 yaşındaki Gökhan Bayutmuş’un tedavisinin devam ettiğini açıkladı. Hastalardan Gökhan Bayutmuş’un durumunun kritik olduğu belirtildi.
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde KKKA’ya yaklanan üç doktor ve bir sağlık görevlisiyle ilgili ilgili bilgi veren Başhekim Doç. Dr. Mahmut Koç, “Durumları iyi. Üç - beş güne kadar taburcu olmalarını bekliyoruz” dedi. Dç. Dr. Koç, “Bulaşmanın, ölmekte olan bir hastaya müdahale sırasında yakın temas yoluyla olduğunu düşünüyoruz. Ölmek üzere ve kanaması olan bir hastaya, ufak bir cerrahi müdahale yapılırken, hastadan kan püskürmesi esnasında görevli sağlık personelinin ağız içi ya da mukozasına kan bulaşması sonucunda meydana geldiğini sanıyoruz” diye konuştu.
Asistan temsilcisi Dr. Gültekin Gülbahar ise, iki doktorun ateşinin kontrol altına alınamadığını söyledi. Gülbahar hastanelerde kullanılan eldiven, maske ve gözlüklerin yeterli korumaya sahip olmadığını iddia etti. (Radikal, dha)
Kaynak : Radikal Gazetesi
Diyarbakır Sağlık Müdürü Namık Kemal Kubat, doktor ve sağlık görevlilerinden alınan kan örneklerinin Ankara’ya gönderildiğini ancak, şu anda genel durumlarının iyi olduğunu söyledi.
Ankara’da bir hastadan üç doktor ile bir sağlık görevlisine Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı bulaşmasından sonra Diyarbakır’da da iki doktor ile bir sağlık personeli gözetim altına alındı.
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde KKKA sonucu hayatını kaybeden Bingöl’ün Çukurca Köyü Muhtarı 42 yaşındaki Abdulvahap Bayutmuş’un tedavisini üstlenen iki doktor ve bir sağlık personelinde de hastalık belirtisi görüldü. Diyarbakır Sağlık Müdürü Namık Kemal Kubat, doktor ve sağlık görevlilerinden alınan kan örneklerinin Ankara’ya gönderildiğini ancak, şu anda genel durumlarının iyi olduğunu söyledi. Kubat, halen aynı hastanede Abdulvahap Bayutmuş’un eşi 44 yaşındaki Arife, çocukları 23 yaşındaki Muttalik ile 17 yaşındaki Gökhan Bayutmuş’un tedavisinin devam ettiğini açıkladı. Hastalardan Gökhan Bayutmuş’un durumunun kritik olduğu belirtildi.
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde KKKA’ya yaklanan üç doktor ve bir sağlık görevlisiyle ilgili ilgili bilgi veren Başhekim Doç. Dr. Mahmut Koç, “Durumları iyi. Üç - beş güne kadar taburcu olmalarını bekliyoruz” dedi. Dç. Dr. Koç, “Bulaşmanın, ölmekte olan bir hastaya müdahale sırasında yakın temas yoluyla olduğunu düşünüyoruz. Ölmek üzere ve kanaması olan bir hastaya, ufak bir cerrahi müdahale yapılırken, hastadan kan püskürmesi esnasında görevli sağlık personelinin ağız içi ya da mukozasına kan bulaşması sonucunda meydana geldiğini sanıyoruz” diye konuştu.
Asistan temsilcisi Dr. Gültekin Gülbahar ise, iki doktorun ateşinin kontrol altına alınamadığını söyledi. Gülbahar hastanelerde kullanılan eldiven, maske ve gözlüklerin yeterli korumaya sahip olmadığını iddia etti. (Radikal, dha)
Kaynak : Radikal Gazetesi
14 Haziran 2008
Hastane Personeline KKKA Bulaştı
KKKA Hastalığına yakalanan 3 doktor ve 1 sağlık görevlisine acil şifalar diliyorum. Bildiğiniz gibi KKKA zoonoz bir hastalıktır, Toplum sağlığı çalışanlarından daha fazla Hayvan sağlığı çalışanları risk altındadır. Ancak tüm bu epidemik hastalıklarla birebir mücadele eden kamuda görevli Veteriner Hekimler, Veteriner Sağlık Teknisyenleri/Teknikerleri mağdur edilmeye devam edilmektedir. Özlük hakları, yetkileri, maaşları, ekipmanları yetersizdir. Unutulmamalıdır ki Sağlıklı Hayvan Sağlıklı İnsan Demektir. (Özgür Küçüktekin)
(Not : 18 haziranda yetkilerimiz ve özlük haklarımızla ilgili mahkemeye meslektaşlarımın ilgi göstereceğine inanıyorum)
Ankara Numune Hastanesi’nde 3 doktor ve 1 sağlık personeli, kene ısırması şikayeti nedeniyle hastaneye başvuran bir hastaya müdahale ederken, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına yakalandı.
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mahmut Koç, hastanede görevli 3 doktor ve 1 sağlık görevlisinin Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı teşhisiyle tedavi altında olduklarını bildirdi. Sağlık personeline hastalığın kaybedilmekte olan bir hastaya müdahale sırasında bulaştığını belirten Koç, “Ölmek üzere olan, kanaması olan bir hastanın kanaması durdurulmaya çalışılırken müdahale sırasında olmuş” dedi.
Bir başka soru üzerine Koç, sağlık görevlilerinden birinin hemofili hastası olduğunu, ancak risk altında bulunmadığını ifade ederek, “Ne kan ihtiyacı oldu, ne de kan verildi” diye konuştu.
Halk arasında panik yaratılıp endişeye sevk edecek şeyler yapılmaması gereğine dikkati çeken Koç, şunları söyledi: “Önemsemediğimiz, ciddiye almadığımız bir durum değil. Ama benzer hastalıklar, bizim karşılaştığımız bir sürü hastalık oluyor. Bu hepsinde görülebilir. Ama bu hastalara bakmama, karşılaşmama diye bir şeyimiz yok. Biz her türlü tedbiri aldık, bundan sonra da alacağız. İlk defa da bakmıyoruz. Daha önce başka ülkelerde benzer bulaşmalar da tespit edilmiştir. Toplumu da biraz sakinleştirmek lazım.”
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği Şefi Doç. Dr. Hürrem Bodur da 3-5 gün önce meydana gelen olayın 2. gününde doktorların, 4. gününde de sağlık görevlisinin tedavi altına alındığını söyledi.
Bodur, bu personelin hayati tehlikelerinin bulunmadığını, kan ve kan ürünleri verilmesini gerektirecek bir durum ortaya çıkmadığını kaydetti.
Bütün önlemlere rağmen bu tür hastalıkların sağlık personeline bulaşabildiğini, bunun örneklerinin dünyada da bulunduğunu belirten Bodur, bulaşmanın delici, kesici, batıcı bir aletle yaralanma sonucu ya da solunum yoluyla olmadığının altını çizdi.
[Ntvmsnbc]
(Not : 18 haziranda yetkilerimiz ve özlük haklarımızla ilgili mahkemeye meslektaşlarımın ilgi göstereceğine inanıyorum)
Ankara Numune Hastanesi’nde 3 doktor ve 1 sağlık personeli, kene ısırması şikayeti nedeniyle hastaneye başvuran bir hastaya müdahale ederken, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına yakalandı.
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mahmut Koç, hastanede görevli 3 doktor ve 1 sağlık görevlisinin Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı teşhisiyle tedavi altında olduklarını bildirdi. Sağlık personeline hastalığın kaybedilmekte olan bir hastaya müdahale sırasında bulaştığını belirten Koç, “Ölmek üzere olan, kanaması olan bir hastanın kanaması durdurulmaya çalışılırken müdahale sırasında olmuş” dedi.
Bir başka soru üzerine Koç, sağlık görevlilerinden birinin hemofili hastası olduğunu, ancak risk altında bulunmadığını ifade ederek, “Ne kan ihtiyacı oldu, ne de kan verildi” diye konuştu.
Halk arasında panik yaratılıp endişeye sevk edecek şeyler yapılmaması gereğine dikkati çeken Koç, şunları söyledi: “Önemsemediğimiz, ciddiye almadığımız bir durum değil. Ama benzer hastalıklar, bizim karşılaştığımız bir sürü hastalık oluyor. Bu hepsinde görülebilir. Ama bu hastalara bakmama, karşılaşmama diye bir şeyimiz yok. Biz her türlü tedbiri aldık, bundan sonra da alacağız. İlk defa da bakmıyoruz. Daha önce başka ülkelerde benzer bulaşmalar da tespit edilmiştir. Toplumu da biraz sakinleştirmek lazım.”
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği Şefi Doç. Dr. Hürrem Bodur da 3-5 gün önce meydana gelen olayın 2. gününde doktorların, 4. gününde de sağlık görevlisinin tedavi altına alındığını söyledi.
Bodur, bu personelin hayati tehlikelerinin bulunmadığını, kan ve kan ürünleri verilmesini gerektirecek bir durum ortaya çıkmadığını kaydetti.
Bütün önlemlere rağmen bu tür hastalıkların sağlık personeline bulaşabildiğini, bunun örneklerinin dünyada da bulunduğunu belirten Bodur, bulaşmanın delici, kesici, batıcı bir aletle yaralanma sonucu ya da solunum yoluyla olmadığının altını çizdi.
[Ntvmsnbc]
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)